Mutlu olduğunuz zamanları hatırlamaya çalışın. O güzel anları. Hani hayatın size göz kırptığını, dudağınızın yanlara doğru sürekli çekildiği ve yüzünüze güleryüzün kattığı yaşam ışıltısından bahsediyorum. Herkesten ve herşeyden memnun olduğunuz o anları. İşte dünya mutluluk günü o gün.
Onlarca tanımı var mutluluğun. En kapsayıcı anlamlarında biri olumlu duyguları sık, olumsuz duyguların daha az yaşandığı hal durumu. Bu da hayattan memnun olmaya beraberinde getiriyor. Bana göre ise mutluluk hayatı keyif alarak anlamlı yaşamak. Keyif ve anlam zor ikili gibi görünse de birliktelikleri sizi yaşam sanatçısına dönüştürebiliyor.
Bu ikiliyi zor mesele kısmına taşıyan çizgi mutluluğun içerisine yaptığımız yüklemeler ile ilgili. Bu kişiye göre değişse de ortak alanda neşe, eğlence, haz beklentisi ile birleşiyor. TV kanallarında bir gıda firmasının yayınladığı bir salata sosu reklamı vardı. Hatırlarsanız. O reklamda bir çift beraber yemek yapıyor, masayı hazırlıyor herşey harika derken kadın salata sosunun paketini açıyor ve adama masadaki salata tabağını göstererek ‘ hayatın ne kadar iyi görünürse görünsün bensiz bu salata gibi benimle ise diyerek’ salatanın üzerine sosu döküyor.
Keyif ve anlamın dans eden birlikteliğine, mutluluk psikolojisine sizce de inceden dokunmuyor mu ?
Gelin mutluluk neymiş bir de birlikte bakalım.
Mutluluk sürekli bir neşe, eğlence hali ve sürekli bir haz duygusu içinde olmak değildir. Mutluluğa böyle bir anlam yüklemesi bireyleri doyumsuz ve sürekli arayış içerisinde olan ve üstüne ne aradığına bilmeyen zamanla arayışta olduğunu dahi unutan hedefsiz doyumsuz insanlara dönüştürebiliyor.
Elbet eğleneceğiz. Eğlence de haz da keyif te mutluluğa dahil ancak haz mutluluk demek değildir. Mutluluk sürekliliği olan bir karakter durumudur. Kişi haz dolu olabilir ama aynı zamanda mutsuz da olabilir. Bu nedenle herkesin kendine en önemli borcu kendini iyi tanımak olmalıdır. Elbet bu süreç ve bireyin kendini ele alarak sistemli, planlı, keşfettiklerinden keyif alarak ilerlemesi gerekiyor.
Hepimizin mutlu yaşam hakkı var ancak bunu kendimize ancak biz sunabiliyoruz. Bunun yanısıra bir de hayatın bize bu anlamda sunduğu armağanlar var. Annenizin, işvereninizin, yakın akrabalarınızın mutlu birer insan olmaları. Yaşam alanınızda neşeli, mutlu enerjiler olması ne muhteşem değil mi ?
Peki biz bunu nasıl başaracağız. Benim yapımda pozitif düşünce, mutluluğa yatkınlık yok diyenler gelin güncel kaynakları beraber inceleyelim.
Mutlulukla ilgili araştırma yaptığımızda araştırma verilerinin mutluluğun %50’sinin genetik faktörlere dayandığını ayrıca hedonik uyum ile ilgili olabileceğini belirtiyor. Hedonik uyum nedir diye merak edenler için başlangıçta bizi mutlu eden şeylerin bir süre sonra etmemesi olarak açıklayabilirim. Ancak mutluluk araştırmalarının işaret ettiği önemli bir sonuç daha var ki o da mutluluğun bir beceri olduğu ve öğrenebilir olduğu. Benim en çok hoşuma giden sonuç bu oldu. Çünkü o zaman hepimiz umudu, iyimseriği, erdemli olmayı alışkanlık haline getirerek bu işin önemli bir bölümünü çözebiliriz ne dersiniz ?
Bakın İbni Sina ‘da yüzyıllar öncesinden bize “Erdemler alışkanlık haline geldiğinde saadet doğar”diyerek destek veriyor. Harika değil mi ? Çevresel koşullara bağlı olmayan ve koşullara göre değişmeyen ve erdemlerle oluşan bir mutluluk. Erdem nedir, içeriğinde neler var diye üstünde düşünmek isteyenlere felsefe okumaları yapmaya başlamalarını, eleştirel düşünme sistemi üzerine çalışmalarını öneririm. O zaman erdem tanımının içine alacakları herşey kendi içsel sistemlerinden geçirdikleri olacaktır. Temiz, net anlayış geliştirmenin yegane yolu bu diyebilirim.
Bu yoldan ilerlemenin en akıllıca ve verimliliğe hizmet eden bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Çünkü hepimizin davranışlarının altında yatan nihai amaç mutluluk. Dolayısıyla olumsuz, kötü düşünce ve yöntemlerle mutluluğa ulaşılamayacağı ortada. Bir insan hem yalancı hem çatışmacı hem mutlu olamaz. Ancak geçici haz duyabilir ama bunu mutluluk olarak tanımlayamayız.
İşin açıkçası insan onuruna yakışan bir tavır içerisinde yaşama karşı bir hazır oluş geliştirmemiz gerekiyor. Sırt çantamıza atacağımız ağırlığı olmayan, paha da yüksek daha çok bilgi var. Deneyimlemeyi, gözlemlemeyi ve paylaşmayı bekleyen. İşimiz çok kendimizle. Kendiyle işi olanlara selam olsun. Bugüne kadar yeterli vakit ayıramayanları da bekliyorum. Onlarla da paylaşmak istediğim çok şey var. Hepimiz bir diğeri için çok şeyiz.
Sevgilerimle